Kaman Mutlu Son

Kaman Mutlu Son

Kaman Mutlu Son

Bense aslabir sakınma olmaksızın kendimi onun emrine

sunmak için bir çeşit söz vermiş olmasaydım bile, bu kadar

sempatik olan arkadaşlarımın sunmuş olduğu örnekler yalnızca Kaman Mutlu Son

kararımı daha da pekiştirirdi. Gördüğüm o üstün

güzelliklerden sonra ortaya çıkmanın ne kadar zararıma

olacağı haricinde aslabir endişe duymuyordum. Yanıtımın netliği

hepsini memnun etti, sevgilime beni elde ettiği için şanslı

olduğunu söylediler, dolayısıyla beni övdüler.

Aslına bakarsak kadın Cole, iyiliğim için bu genç beyefendiyi

seçmeyi başarmakla bana gösterdiği özenin en barizişaretini vermişti. Soylu ailesi ve mirasçısı olduğu büyük

servetin yanında görünüşü de düzgündü. Uzun boyluydu,

nadir bulunan tatlılık taşan yüzünde çiçek hastalığının izleri

vardı fakat bu ona yalnızca zarafet katıyordu. Bu yüz en

berrak, pırıl pırıl gözlerle canlanıyordu, kısacası her hanımın

samimiyetle sevimli bulacağı bir adamdı.

Elimden tutmuş beni savaş alanına götürüyordu, üzerimde

beyaz bir sabahlık dışında bir şey bulunmadığından, bu özel

günde o, Abigail görevinü üstlendi ve beni kendi, kendime

soyunmaktan kurtardı. Sabahlığım bir çırpıda çözüldü, ikinci

engel olan korsem de hemen aşıldı. Louisa, şeridi kesmek için

hemen bir makas uzattı, böylece üzerimde yalnız iç

Kaman Mutlu Son

çfakatşırlarımla kalmıştım. Soyunmanın burada biteceğini

ummuştum ama yanılmışım, aşığım diğerlerinin de arzusu

üzerine kumaşlardan kalan az bir şeyin tüm gövdemin boydan

manzarasını esirgemesine izin vermemem için yavaşça

harekete geçti. Bense onlarla herhangi bir konuyu

tartışmayacak kadar uysal bir köleydim, aslına bakarsanız üzerimdeki azca

bir şeyi pek önemsemediğim için tüm dileklerini onaylamaya Kaman Mutlu Son

da hazırdım. Göz açıp kapayıncaya kadar üzerimde

kalanlardan kurtuldum, aslına bakarsanız hafifçe tutturulmuş olan kepim

de çıkmış, saçlarım dalga dalga, omuzlarıma dökülerek,

tenimin rengini daha bir ortaya çıkarmıştı.

Şimdi jürinin önünde tabiat ananın tüm yalınlığıy-la duruyordum

ve eğer vücudum hakkında daha önce söylediklerimi

anımsarsanız pek de çirkin bir figür olmadığımı tahmin

edersiniz. Yaşamın belirli dönemlerinde güzelliğimizden her

saniye bir parça alıp götürmüş olan vakit, hemen hemen on sekizime

girmeme birkaç ay kalmış olduğundan, bendeki goncayı güle

dönüştürmüştü.