Kaman Mutlu Sonlu Masöz Burcu
Kaman Mutlu Sonlu Masöz
On altıncı doğum günüm. Burada kalmak istiyorum, daha ileriye gitmeden… On altı yaşında insan hem kendi eylemle‐ rinin sorumluluğunu üstleniyor, bununla beraber rastlantıların ve ön‐ görülemeyenlerin kurbanı oluyor. Giriş kapısından çıktığımda Roberto’nun Kaman Mutlu Sonlu Masöz sarı otomobilinda yalnız olmadığını gördüm. Karanlığa karışmış puronun koyu siluetini görünce durumu anlamış oldum. “hiç değilse doğum gününde evde kalabilirdin,” demişti annem, evden tam çıkmak üzereyken. Kulak asmamış, daire kapısını yavaşça kapatırken, sözlerini yanıtlamamıştım bile. Kendini Beğenmiş Melek surat gülerek bana bakıyordu ve ben Pino’nun arkada oturduğunu fark etmemişim şeklinde arabaya bindim.
Kaman Mutlu Sonlu Masöz
“Eee?” demişti Roberto başıyla arabanın arka koltuğunu işaret ederken, “hiçbir şey söylemeyecek misin?” Başımı çevirdim ve arkada yayılmış oturan Pino’yu gör‐ düm. Gözleri kıpkırmızıydı ve gözbebekleri genişlemişti. Gülümsedim ve “Ne o çektin mi?” diye sordum. Başıyla evet diye yanıtladı ve Roberto, “Üstüne üslük koca bir şişe de yaşam suyu içti,” dedi. “Anlaşılıyor,” dedim, “Kafayı bulmuş”. Ğehrin ışıkları arabanın camlarına yansıyordu, dükkânlar bu saatte bile açıktı ve dükkân sahipleri sabırla Noel’i bek‐ liyorlardı. Kaldırımlarda bir iki çift ve birkaç aile, geçmekte olan bu arabanın içinde, benim ve kim bilir beni nereye sürüklemekte olan iki adamın bulunduğun bilincinde ol‐ maksızın dolaşıyorlardı. Etnea Caddesi”ni geçtikten sonrasında beyaz ışıklarla aydınla‐ tılmış Duomo’yu ve onu çevreleyen görkemli hurma ve pal‐ miye ağaçlarını gördüm. Bu caddenin altından, lav taşlarıyla adeta örtülmüş bir dere akar.
Sessiz ve sakin akar ve fark edilemeyecek kadar ufaktır. Aynen, bilgece ördüğüm zırhımın altındaki sessiz ve uysal düşüncelerim benzer biçimde… Akıyorlar. Yüreğimi parça parça ediyorlar. Sabahları buralarda balık pazarı kurulur. Balıkçıların el‐ lerindeki deniz kokusu çarpar burnunuza. Balıkçıların tır‐ nakları, balık temizlemekten simsiyahtır ve o siyah tırnaklı elleriyle kovalardan suları alır, hâlâ canlı ve oynaşan balık‐ ların soğuk ve parlak pullu derilerinin üzerlerine serperler. İşte bizler tam o tarafa doğru yönelmiştik, gece atmosferi ol‐ dukça farklı olsa da. Arabadan iner inmez deniz kokusunun, haşhaş ve esrarlı sigara dumanı kokusuna dönüşmüş olduğunu fark ettim. Piercing’li gençler, tenleri güneşten yanmış yaşlı balıkçıların yerini almışlardı. Yaşam her zamanki benzer biçimde ve bambaşka bir şekilde devam ediyordu.
Son yorumlar